HÜSEYİN ARDA : 0 537 276 53 58

 
» » Duyurular
YENİ DÖNEM
YENİ DÖNEM KURS KAYITLARIMIZ BAĞCILAR HALK EĞİTİM MERKEZİMİZDE BAŞLAMIŞTIR. >>>
SİPARİŞ VERİN
BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN VE HEMEN İSTEDİĞİNİZ ÜRÜNÜN SİPARİŞİNİ VERİN. 0 537 276 53 58 >>>
BİZ
AYNA İŞLEME SANATINA SİZDE KAYDOLUN >>>
SİZDE YAPABİLİRSİNİZ
BURADA GÖRDÜĞÜNÜZ RESİMLERİ SİZDE YAPABİLİRSİNİZ. >>>
OKUL ÖZEL SERGİSİ
BAĞCILAR HALK EĞİTİM OKUL ÖZEL SERGİSİ BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ. DETAYLAR İÇİN TIKLAYINIZ >>>
SPONSOR İLANI
ÖZEL SERGİLERİMİZ İÇİN SPONSOR ARAMAKTAYIZ. İLGİLENEN SANATSEVERLER LÜTFEN BİZE ULAŞSIN. >>>
Anket
BU SANATIN BİR ÜRÜNÜNÜ SEVDİĞİNİZ BİRİNE HEDİYE ETMEK İSTERMİSİNİZ?
EVET
BELKİ
HAYIR
Bu ankete 82 kişi tarafından oy verildi.
Hüseyin ARDA - Hakkımızda

Sanat çalışmalarını incelediğimizde, geçmişten günümüze cam yüzeyine çok çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Boyama, asit indirme, yapıştırma, kumlama v.b. son zamanlarda da makine kullanılarak çeşitli süslemeler yapılmaktadır. Oyma işçiliği (ahşap, mermer, taş v.b.) sert maddelerde, dövme işçiliği (bakır, altın, gümüş v.b.) yumuşak maddelerde yapılmaktadır.

Geçmişi çok eskilere giden dövme sanatı, günümüzde az da olsa bazı sanatçı arkadaşlar tarafından yapılmaktadır. 1997 yılında yumuşak ürünleri işlemek kolayda bir de ayna üzerinde denesek nasıl olur diye düşündüm. Bir ayna parçası bulup, üzerine vuruş denemeleri yaptım. Fakat kullandığım metal ayna yüzeyinde sağlıklı çalışmadı. Ayna yüzeyinde çabuk aşınmayan bir metal bulmam gerekliydi. Çelik çeşitlerini denedim olmadı. Diğer denemeler sonucu elmas türünün bir çeşidi işime yaradı. Oğullarım Barış, Yaşam ve ben birer elmas uç + çekiç + ayna (cam) temin ederek çalışmaya başladık. Herkes boş kaldıkça yapmak istediği temaları (çiçek, yazı, motif v.b.) işledi. Hepimiz bu işin acemisiydik. Bir öğreticisi, örneği yoktu. Herkes çalışmalarında fark ettiği zorlukları, kuralları birbirine öğretiyordu. Aynaları kırmadan, vuruşlarda hata yapmadan çalışılması gerektiğini, bu el becerisini kazanana kadar aradan uzun süre geçmişti.

Zamanla bu sanat bende hobiye dönüştü. Bir şeyler yapmadan duramıyordum. Birçok yakınıma yazı, çiçek, resim işledim fakat resimler çok zorlayıcı geliyordu, birebir aynısını yapmanın zorlukları vardı.

“İnsan başaracağına inandığı her şeyi başarır.” sözünü kılavuz edinerek, hobi alışkanlığımı sanat alanına yönlendirmeye karar verdim, kendi işimi yapıyordum. 1999 İstanbul depreminden sonra krizler nedeniyle boş zamanlarım çoğaldı. Bu zamanları kullanarak geçmişe göre daha çok çalışmaya başladım, aklıma ne gelirse yapmayı denedim. Hep kendimi sınadım, sürekli “Ben bunu yapamam” diye düşündüklerimi buldum, işledim. Korkudan korkmamayı öğrendim, beraberinde birçok teknik kuralı keşfedip geliştirdim.

Yıllar sonra geçmişe göre çok rahat çalıştığımı, korktuğum zorluklardan artık korkmadığımı hissettim. Ayna işleme sanatıyla ilgili yapmış olduğumuz araştırmalarda bu sanatın bir örneğini bulamadık veya biz bir örneğe ulaşamadık. 2006 yılının 6. ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği bir resim yarışmasına katılmak istedim fakat böyle bir sanat dalı ve rakibim olmadığından dolayı değerlendirmeye giremedim.

Zamanla birçok resmi, özel ve tüzel yerlerde, broşür, CD, görsel… tanıtım yaptım. Görsel tanıtımlarda olumlu sonuçlar aldım fakat sözlü tanıtımlarda ayna yüzeyinin oyulduğunu kanıtlamakta çok zorlandım. Ne kadar oyma dediysem de karşımdakiler “Aynanın üzerine ne yapıştırıyorsunğ” diye sordular. Anladım ki bu sanat uygulamalı tanıtım olmadan zor tanıtılacaktı.

2007 Mayıs ayı sonu Esenler Belediyesi’nin izniyle –Sayın Belediye Başkanı Mehmet Öcalan’a buradan teşekkür ederim- Dörtyol Meydanı’nda açık alanda ilk kişisel sergimi açtım. İki günlük sergi süresinde yaptığım görsel tanıtımda ayna yüzeyine istenilen temaların aynayı kırmadan işlendiğini daha geniş bir kitleye kanıtlamama rağmen, bazı sanatseverlerin “Şekilleri vermek için aynaya ne yapıştırıyorsunuzğ” diye sormalarını engelleyemedim.

On bir yıl emek vererek geliştirmeye çalıştığım Ayna İşlemeciliği Sanatını bugüne kadar hep açık alanda işledim. Yanıma gelen her insanın yanında çalıştım. Hiç kimseden çalışmalarımı, bilgimi gizlemedim, esirgemedim. Sorulara samimi cevap verdim. Bu süre içinde hiç kimse “Ben de şunu yaptım” diyerek bana arkadaş olmadı. Zaman zaman yaptığım yanlış mığ Yoksa çok mu zorğ Diye olumsuz düşüncelere kapıldım. Ayna İşleme Sanatı’nın oluşumunu bir kez daha gözden geçirdim. Ayna çok hassas bir ürün, onu işleyen elmas ise doğanın en sert maddesidir. İkisi de birbirine tam zıt, bu yetmiyormuş gibi bir de duvara çivi çakar gibi çekiç kullanıyoruz. Milyonlarca çekiç darbesiyle ( 1cm2 alana yaklaşık 1200 vuruş) ürün elde ediyoruz. Çekiç + elmas + ayna dışında hiçbir yardımcı araç-gereç kullanmıyoruz. Hata yapma şansımız yok; silemeyiz, kırma şansımız yok; aynalara kaynak yapamayız, hile yapma şansımız yok; yardımcı katkı maddesi kullanmıyoruz, kaytarma şansımız yok; el emeğinden başka bir araç kullanmıyoruz, baskı yapıp çoğaltamıyoruz. Kısaca Ayna işleme Sanatı sabır, hatasız, kusursuz emek isteyen bir iştir. Üretilen ürünün kopyası olmadığından özeldir ve kırılmadığı sürece sonsuz garantilidir.

2007 Kasım ayı başında Ayna İşleme Sanatı tanıtım çalışmaları ile uğraşırken Bağcılar Halk Eğitim Merkezi müdiresi Nermin SEYRATLI ile tanıştım. Kendilerine yaptığım görsel tanıtım sonucu Ayna İşleme Sanatı’na çok olumlu baktılar. Fakat tanınmayan bir sanat dalı olduğundan benden bir süre uygulamalı tanıtım yapmamı istediler. Böylelikle sanata ilgi duyanların olumlu olumsuz eleştirilerini de almış olduk. Sayın müdire hanıma sanata yaptığı katkılardan dolayı şükranlarımı sunarım.

İki aylık bir süre içinde işimin elverdiği zamanlarda Halk Eğitim Merkezi’nde uygulamalı tanıtım yaptım. Tanıtım süresinde çalışmalarımdan ve yaptığım tablolardan etkilenen bazı sanatseverler bu sanatın inceliklerini öğrenmek istediklerini dile getirdiler ve Eğitim Talep Formu doldurdular. Form dolduranların sayısı 20(Yirmi) kişiye ulaşmıştı. Bunun üzerine kurs yetkilileri 2007 Aralık ayı içerisinde eğitim vermem için gerekli olan prosedürü yürütmeye başladılar. Ayna İşleme Sanatı kursu 2008 yılı ilk haftasında başladı. Bu sanatın yabancısı olan kursiyerler kursun ikinci ayında verdikleri emeklerin ilk meyvelerini almaya başladıklarında, oldukça mutluydular. Onlar için yapılması çok zor görünen bir işi başarmışlardı. Onların deyimiyle; iğne ile kuyu kazıyorlardı. İnsana başarı kadar haz veren bir duygu yoktur. Peki, neydi bu başardıkları şey?

Bu başarının zemini sabırdı. Bu zemin üzerine, en sert ürün elmas ile en hassas ürün aynayı küstürmeden buluşturup, bu iki zıt kutuptan insanın duygularını okşayan gözlerini kamaştıran, bir o kadar da şaşırtan bir eser inşa etmekti…

Tüm kursiyerlere başarılar dilerim.

09 Nisan 2008
Hüseyin ARDA
 

 
Online >>
4
Bugün >>
12
Toplam >>
48724